Hızlanan Zamanın İçinde Sığınak

Eskiden olduğu gibi televizyon karşısında ikili koltukta uyuyakalmışım. Sözüm ona günün stresi ve koşuşturmasından sonra The Kominsky Method’un ikinci sezonunu ile dinlenecektim. Uyandığımda ise diziden hiçbir şey hatırlamıyordum. Televizyon da kapatmak için geri sayım yapıyordu. İlginç olan ise saniyeler sanki biraz hızlı idi.

Yaşlanınca zaman hızlanırmış derlerdi. Galiba öyle bir şeyi sezmeye başladım. Blog yazmak da hızlanan zamanı en azından kendim için daha anlamlı hale getirmenin bir yolu… Aklımda Jerry Pournell’in eskiden Byte’taki yazıları gibi bir şeyler hazırlamak ama günlük koşuşturmam buna imkan vermiyor.

Yazmak istediklerimi anında Twitter’da paylaşsam mı diye niyetlendiğimde ise sanki artık öyle bir kitlenin orada olmadığına kapılıyorum.

Mesela akıllı saatimin yeni modelindeki kandaki oksijen seviyesini ölçmesinin tam olarak ne işime yarayacağını bilmiyor olsam da satın alma kararımdaki gelgitleri yazmak için doğru yerin blog olduğuna düşünüyorum.

Geçenlerde benim için önemli bir sunuma hem zihinsel hem de bedensel olarak hazırlanmaya fırsat bulamadan çıkmış olmanın üzüntüsünü yazmanın yerinin yine sadece blog olduğunu düşünmeye devam ediyorum.

İşte böyle, hızlanan zaman içinde arada bir de olsa sığındığım blog sayfamdayım.