Eve Dönüş

Dün gece Ankara’ya döndüm.

Başlığa “Eve Dönüş” yazmak tuhaf geldi. Yıllarca İstanbul dışında yaşayamam diye düşünmüştüm. İstanbul’a bağlılığım trafiğine rağmen dilimden düşmüyor. Tüm kaosuna rağmen İstanbul’u hala çok seviyorum.

“Eve Dönüş” dediğimde ise mekandan bağımsız olarak ailem nerede ise benim yuvam orası…

Diasporas

Dün dönerken Ibrahim Maalouf’un Diasporas albümü yolun yarısına kadar bana eşlik etti. Galiba üç kez albümü baştan sonra dinledim. Bazı albümleri dönüp dönüp yeniden dinliyor olmak büyük keyif veriyor.

Çocukken de böyle idim ama o zamanlar zaten sahip olabileceğim kaset sayısı sınırlı idi. Şimdi ise sınırsız erişim olanağına rağmen aynı parçaları tekrar tekrar dinliyor olmak üzücü…

Galiba müzik konusunda aynı zevkleri paylaştığım takip edebileceğim birilerinin olmamasından kaynaklanıyor.

Yolun yarısında sonra ise şiir dinledim. Hep dinlediğim şiirleri…

Your Honor

Geçen hafta son üç bölümü izledim ve bitti. Aslında hafta hafta takip ediyordum ama yoğun günlerin etkisi ile bölümler birikmişti.

Tavsiye ederim.

Böyle bitmesini beklemiyordum.

İzlemeye başlamadam önce uyarlama bir iş olduğunu okumuştum. Orjinali denk gelirse izlerim.

Hızlanan Zamanın İçinde Sığınak

Eskiden olduğu gibi televizyon karşısında ikili koltukta uyuyakalmışım. Sözüm ona günün stresi ve koşuşturmasından sonra The Kominsky Method’un ikinci sezonunu ile dinlenecektim. Uyandığımda ise diziden hiçbir şey hatırlamıyordum. Televizyon da kapatmak için geri sayım yapıyordu. İlginç olan ise saniyeler sanki biraz hızlı idi.

Yaşlanınca zaman hızlanırmış derlerdi. Galiba öyle bir şeyi sezmeye başladım. Blog yazmak da hızlanan zamanı en azından kendim için daha anlamlı hale getirmenin bir yolu… Aklımda Jerry Pournell’in eskiden Byte’taki yazıları gibi bir şeyler hazırlamak ama günlük koşuşturmam buna imkan vermiyor.

Yazmak istediklerimi anında Twitter’da paylaşsam mı diye niyetlendiğimde ise sanki artık öyle bir kitlenin orada olmadığına kapılıyorum.

Mesela akıllı saatimin yeni modelindeki kandaki oksijen seviyesini ölçmesinin tam olarak ne işime yarayacağını bilmiyor olsam da satın alma kararımdaki gelgitleri yazmak için doğru yerin blog olduğuna düşünüyorum.

Geçenlerde benim için önemli bir sunuma hem zihinsel hem de bedensel olarak hazırlanmaya fırsat bulamadan çıkmış olmanın üzüntüsünü yazmanın yerinin yine sadece blog olduğunu düşünmeye devam ediyorum.

İşte böyle, hızlanan zaman içinde arada bir de olsa sığındığım blog sayfamdayım.