Unuttuğum “Arka Pencere”

Dün apartman muhabbeti yaparken Alfred Hitchcock’un Rear Window (1954) filminin adı aklıma gelmedi. İlk olarak TRT’de çocukken izlediğim ve apartman yaşamının kafamda şekillenmesine katkı sağlayan etkileyici bu filmin birçok sahnesi gözümün önüne geliyordu ama adını bir türlü hatırlayamadım.

Elbette hemen Google’ladım. Sonra IMDB’ye baktım ama nafile… İnsan tam olarak nereye bakacağını bilmiyorsa sadece vakit kaybediyor.

İlginç olan ise akşam olduğunda aniden nasıl hatırlayacağım aklıma geldi. İnsan beyni gerçekten bir tuhaf!

Arka Pencere’yi yeniden izlemeye karar verdim. Bu her zaman olduğu gibi zorlu oluyor. Dört platformda aboneliğim sonuç vermedi. Sadece birinde 1998 yapımı yeniden uyarlamasını buldum. Google Play ise kiralamak için bir kuruş ile 40 TL fiyat koymuş.

Gecenin bu saatinde blog için yazı yazmak ve yeniden uyumak daha cazip geldi.

Pandeminin Savurduğu Günler

Pandemi ile günlerim de değişti, ben de değiştim. İnsanın değişmesi için büyük etkilerin olması gerektiğini söylüyordum. Depremin -benim yaşadığım en- büyük genel etkileyici olduğunu düşünürken pandeminin bireyleri de toplumu da değiştireceğini anlamış oldum.

Eski günlerin özleminden bazen dışarı çıkarken maskemi unuttuğum oluyor ama…

Son günlerde….

  • Pandemi başladığında eve risk taşımamak için kırkbeş gün evden uzakta idim. İşten dolayı ister istemez dışarı çıkacaktım. Oğlumun bağışıklığının düşük olduğunu düşünüyorduk. Eve risk taşımamak için böyle zorlu bir dönem geçirdik. Sonrasında da İstanbul’dan Ankara’ya taşınma kararı verdik. Taşınmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha “iyice” öğrenmiş olduk. Evi yerleştirmek de o kadar kolay değil. Nerede ise bir ay olacak hala kitapları tam olarak yerleştirmeye fırsat olmadı.
  • Blogta yazmak istediğim iyi kitaplar okudum, okuyorum.
  • Film ve diziler eskisi gibi keyif vermiyor. Çoğunu yarım bırakıyorum. Zaten akşamları çocuklar yatana kadar televizyonda sadece TRT Çocuk açık oluyor. Başka bir odada bir şey izlesem zaten anında yanımda bitiyorlar. Hayatımızın merkezinde çocuklar var. Hatta şöyle bile söyleyebilirim: Günlerimizi çocuklar belirliyor.
  • İş haricinde bilgisayar ile uğraşmalarım bu dönemde çok azaldı. Birkaç projemden de vazgeçtim. Yakın zamanda en azından kişisel video ve fotoğraf arşivi için bazı çözümler geliştirmem lazım. Taşınırken ne kadar çok harici diski arşiv diye kullandığım ortaya çıktı.
  • Otuz altı saatlik veya yetmiş iki saatlik şifa orucu tutmaya arada bir de olsa devam ediyorum. Bunları yazarken de otuz altı saatlik orucun otuz ikinci saatindeyim. İlk olarak şeker hastalığı riskinden dolayı başlamıştım. Birkaç yetmiş iki saat tuttuktan sonrasında ise keyif vermeye başladığını yazabilirim. Pandemi öncesinde 16-8 yeme düzenine uymaya çabalıyordum.
  • C vitaminini neredesi ise düzenli olarak alıyorum. Yorgunluk ve uyku konusunda istifade ediyorum.
  • Uzaktan çalışma ve video konferansın gerçekten iş hayatına girmiş olmasına seviniyorum. Teknolojik olarak mümkün ise de tercih edilmiyordu.

Böyle bir yazı ile -kolay olmadı- yeniden başlayarak yazmaya çabalayacağım.