2020’de Uzaylı İstilası

Bir bu eksikti!

Şubat’ta Covid 19 salgınını hakkında bazı sohbetlerde “2020’de uzaylılar da saldıracakmış” şakası yapılmıştı.

Az önce rüyamda gördüm 🙂

Evden birkaç sokak uzakta akşamüstü Fatih ile birlikte idim. Hava açıktı. Uzaylılar çok ama çok sayıda uçan araçlarını ışınlıyordu. Evlerimize araçsız dönme planı yaptık.

Sonrasında ailece bir odada idik. Elimde sivri uçlu bir alet vardı. Uzaylının odaya girişinde saldırmak için atak yapmayı bekliyordum.

Son olarak uzaylı lidere düzenlenen suikast girişimi bizim mahallede idi.

Uyandım. Hayırdır inşallah!

Rüyama son günlerde bilim kurgu hikayelere fazlaca kafa patlatmanın etkisi mi oldu? Acaba geceyi ailemden uzakta geçirmenin tedirginliğinden mi kaynaklandı? Belki biyolojik saatimde bir süredir devam eden 04.00 civarı uyanmanın bir bahanesi mi idi? Bilemedim?

Yazarken tebessüm ediyorum. Okurken sizin de tebessüm edeceğinizi düşünüyorum 🙂

Yaşlı Muhabbeti

Dün dostum Taner Bey aradı. Çocukları, Covid 19 salgınını, bel rahatsızlığımı, genel sağlık durumlarımızı ve İstanbul’a geldiğimde görüşmeyi filan konuştuk.

Daha yetmiş olmadan sağlığımızla ilgili böyle konuşur olmamız erken değil mi?

Şimdiden mi yaşlandım?

Mentol Kokusu

Çocukken yazları anneanneme giderdik. Geceleri yatmadan önce evde bir koku olurdu. Anneannem bacağına bir şeyler sürmeden yatmazdı. Şimdi anlıyorum bacağına bir şey sürmeden neden yatmadığını, yatamadığını…

Geçen haftalarda belimin acısı bacağıma vurduğunda geceleri yatakta çok kıvrandım. Uyuyabilmek istiyorsam belime ve bacağıma bir şeyler sürmek zorunda idim.

Ah anneannem! Allah rahmet eylesin.

Yolda Sesli Kitap

Dün gece yolda idim.

Bel rahatsızlığım, kilolarım, tansiyonum ve hatta şekerimden dolayı ilaç kullanmadan bir şeyler yapmam gerektiğine inandığımdan daha önce dinlediğim ve etkilendiğim Dr. Yoshinori Nagumo’nun Japonların Kadim Beslenme Sırrı kitabını Storytel’den yeniden dinlemeye başladım.

Söylediklerinin hepsini yapabilir miyim bilmiyorum ama midem guruldamadan yemek yememeğe çaba harcayacağım. Hayırlısı…

Öğrenmek İçin Dinlemek

Peter F. Drucker’ın 21. Yüzyıl İçin Yönetim Tartışmaları kitabındaki, Kendini Yönetmek bölümünden çok şey öğrendim. Hatta kitabın tamam için de çok iyi şeyler söylemem lazım. Varsayımların nasıl da “gerçek” olarak kabul edilmesi meselesini bundan yirmi yıl önce okumuş olmayı önemsiyorum.

Drucker, Kendini Yönetmek‘te nasıl öğrendiğimize ayrı bir başlık atmış. Okuyucu mu dinleyici mi olduğumuzu bilmenin ne kadar hayati olduğunu devlet başkanlarının hayatları ile örneklemiş.

Sesli Kitaplar

Yıllarca okuyucu olduğumu düşündüm. Ta ki sesli kitaplar “gerçekten” hayatımıza girene kadar.

Önce Seslenen Kitap, sonra da Storytel ile dinleyerek de bir şeyler öğrenebiliyordum.

Dün gece kitapyurdu.com‘un yeni sesli kitap uygulamasını indirdim. İçerik ve uygulama olarak daha yolun en başındalar. Storytel varken ne diye abone olayım derken Mustafa Kutlu hikayelerini görünce bir yıllık aboneliği aktif etmiş oldum.

Öğrenmek ve hatta eğlenmek için okumanın yanında dinlemeye devam edeceğim.

Not: Bu yaşımda okuyucu muyum yoksa dinleyeci miyim meselesinde kendini bilmekten hala uzağım. Drucker’a göre ise bunu bilmek performans göstermekte en önemli kriter.

Yatmadan Önce Okuduğunuz da Önemli!

İyi bir uyku çekmek için elde telefonla uyumayın diyorlar. Ben de kitap okuyayım dedim. Bir süredir gözümün üstünde olduğu Nurettin Topçu’nun Taşralı kitabını okumaya başladım. İlk üç hikayeyi bitirmeden uyumak istemedim. Uykum fena bastırsa da kitabı elimden bırakamıyordum.

Okurken kahramanlar için öfkelendim, üzüldüm, meraklandım doğrusu… Özellikle de taşralı kadının çaresizliği etkiledi.

Sonra uyudum.

Bütün gece acayip rüyalar…

İyi bir uyku için elimizde telefonla uyumayalım ama okuduğumuz şeyler de rüyalarımıza girmeyecek içerikler olmalı galiba.

Not: Nurettin Topçu’nun tüm kitaplarını yeniden göz atma niyetim var. Tavsiye ederim.

Önce Sağlık?

Salgın dönemi böyle bir başlık akla Covid 19‘u hatırlatsa da hayat kalitemizi düşüren birçok hastalığımız var. Benim için sedef uzun zamanlardır önemli bir problem olarak hayatımda yer alıyor. Ayrıca Şubat 2020’de keskin bir ağrı ile başlamış ve son günlerde beni zorlayan bel rahatsızlığımı sayabilirim.

Son bir ayda ise eski duruma göre daha az ama sürekli bir ağrı ile günler geçiyordu. Tüm acılara rağmen beyin cerrahına gitme kararını veremedim. Daha önce manuel terapiye gitmiş bir arkadaşımın tavsiyesine uydum. Çok şükür, rahatladım. Ağrım bitti. Sağ bacağımdaki güç kaybı kısmen azaldı.

Blog için Yazı Yazmak

Blog sayfamı yeniden düzenledikten sonra -eskisi gibi- ne yazacağımı sürekli düşünür oldum. Bu his bile yazı yazamasam da büyük keyif veriyor. Not almadığımdan yazmaya niyetlendiğim bir çok konu bir süre sonra unutuluyor.

Buna bir çare bulmam lazım! İlk olarak niyetim WordPress’in mobil uygulamasını telefonda aktif olarak kullanmak olacak.

Yazmaya niyetlendiğim konuların başında annemin telefonunu kurcalarken bir değişikliği yeniden eski haline getirmek için benden yardım istemesi var. Doğrusu benim için de öğretici oluyor 🙂 Klavyede her harfe dokunuşta seslendirmesini çözmek için galiba üç defa FaceTime yapmak zorunda kaldık.

Yazı Kalitesi

Buradaki yazılarıma çok özenmek istiyorum. Su gibi akmasını diliyorum. Okurken keyif vermesini planlıyorum.

Olmuyor. O kadar kolay değil!

Ne vaktim o kadar var; ne bende o yetenek!

Yazıyorum, bir kısmını siliyorum ve yayınlayacağım.

Ne İzliyorum?

Ne İzledim?

Bir Başkadır izledim ve çok beğendim. Berkun Oya ve Ali Farkhonde, Netflix’in yerli dizi çıtasını yükselttiler. Doğrusu Berkun Oya’nın bundan sonraki işi ne olacak diye ciddi merak ediyorum.

Ne Okuyorum?

O kadar büyük bir açlıkla kitap satın alıyorum ki okumaya başladıklarım bitmeden yenilerini ve daha önce satın aldığım kitaplarımdan, bu dönemde okumam lazım dediklerimini yanımdan ayıramıyorum.

  • Dijital Çocuk; Kemal Sayar, Sezin Benli
  • Bağışıklığını Güçlendirin; Dr. Amy Myres (Kobo)
  • Buğday Göbeği; Dr. William Davis
  • Veri Stratejisi; Bernard Marr
  • Vatan Yahut İnternet, Mustafa Kutlu

Unuttuğum “Arka Pencere”

Dün apartman muhabbeti yaparken Alfred Hitchcock’un Rear Window (1954) filminin adı aklıma gelmedi. İlk olarak TRT’de çocukken izlediğim ve apartman yaşamının kafamda şekillenmesine katkı sağlayan etkileyici bu filmin birçok sahnesi gözümün önüne geliyordu ama adını bir türlü hatırlayamadım.

Elbette hemen Google’ladım. Sonra IMDB’ye baktım ama nafile… İnsan tam olarak nereye bakacağını bilmiyorsa sadece vakit kaybediyor.

İlginç olan ise akşam olduğunda aniden nasıl hatırlayacağım aklıma geldi. İnsan beyni gerçekten bir tuhaf!

Arka Pencere’yi yeniden izlemeye karar verdim. Bu her zaman olduğu gibi zorlu oluyor. Dört platformda aboneliğim sonuç vermedi. Sadece birinde 1998 yapımı yeniden uyarlamasını buldum. Google Play ise kiralamak için bir kuruş ile 40 TL fiyat koymuş.

Gecenin bu saatinde blog için yazı yazmak ve yeniden uyumak daha cazip geldi.

Pandeminin Savurduğu Günler

Pandemi ile günlerim de değişti, ben de değiştim. İnsanın değişmesi için büyük etkilerin olması gerektiğini söylüyordum. Depremin -benim yaşadığım en- büyük genel etkileyici olduğunu düşünürken pandeminin bireyleri de toplumu da değiştireceğini anlamış oldum.

Eski günlerin özleminden bazen dışarı çıkarken maskemi unuttuğum oluyor ama…

Son günlerde….

  • Pandemi başladığında eve risk taşımamak için kırkbeş gün evden uzakta idim. İşten dolayı ister istemez dışarı çıkacaktım. Oğlumun bağışıklığının düşük olduğunu düşünüyorduk. Eve risk taşımamak için böyle zorlu bir dönem geçirdik. Sonrasında da İstanbul’dan Ankara’ya taşınma kararı verdik. Taşınmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha “iyice” öğrenmiş olduk. Evi yerleştirmek de o kadar kolay değil. Nerede ise bir ay olacak hala kitapları tam olarak yerleştirmeye fırsat olmadı.
  • Blogta yazmak istediğim iyi kitaplar okudum, okuyorum.
  • Film ve diziler eskisi gibi keyif vermiyor. Çoğunu yarım bırakıyorum. Zaten akşamları çocuklar yatana kadar televizyonda sadece TRT Çocuk açık oluyor. Başka bir odada bir şey izlesem zaten anında yanımda bitiyorlar. Hayatımızın merkezinde çocuklar var. Hatta şöyle bile söyleyebilirim: Günlerimizi çocuklar belirliyor.
  • İş haricinde bilgisayar ile uğraşmalarım bu dönemde çok azaldı. Birkaç projemden de vazgeçtim. Yakın zamanda en azından kişisel video ve fotoğraf arşivi için bazı çözümler geliştirmem lazım. Taşınırken ne kadar çok harici diski arşiv diye kullandığım ortaya çıktı.
  • Otuz altı saatlik veya yetmiş iki saatlik şifa orucu tutmaya arada bir de olsa devam ediyorum. Bunları yazarken de otuz altı saatlik orucun otuz ikinci saatindeyim. İlk olarak şeker hastalığı riskinden dolayı başlamıştım. Birkaç yetmiş iki saat tuttuktan sonrasında ise keyif vermeye başladığını yazabilirim. Pandemi öncesinde 16-8 yeme düzenine uymaya çabalıyordum.
  • C vitaminini neredesi ise düzenli olarak alıyorum. Yorgunluk ve uyku konusunda istifade ediyorum.
  • Uzaktan çalışma ve video konferansın gerçekten iş hayatına girmiş olmasına seviniyorum. Teknolojik olarak mümkün ise de tercih edilmiyordu.

Böyle bir yazı ile -kolay olmadı- yeniden başlayarak yazmaya çabalayacağım.