07 Nisan 2014

HTML'yi Öğrenmek

İnternetin dili: HTML.

Sunumlarda, ofise gelen stajyerlere ve hatta arkadaşlarıma HTML'yi bilmek lazım, derim.

Zor bir dil değil zaten!

HTML başta olmak üzere CSS, JavaScript gibi temel web dillerini öğrenmek için güzel bir kaynak olan W3Schools'u tavsiye ederim.

Not: HTML dilini geliştiren Tim Berners-Lee'i de saygıyla anmak lazım.

E-Posta Kutunuzu Dolduran Gereksiz Bültenleri

Nereden benim e-posta adresime sahip olduklarını bilmediğim ve daha bir kere olsun alışveriş yapmadığım, bülten gönderen şirketlerin e-postalarını Gmail'in filtreleri ile hemen silmeye başladım.
Burada da nasıl yapılacağı yazıyor: Filtreleri kullanma
Tavsiye ederim :)

Benzer Web Siteleri

Bazen birbirine benzeyen web siteleri karşımıza çıkıyor.

Yahu ben bunun bir benzerini daha geçen gün gördüm, diyorsunuz veya da sürekli ziyaret ettiğiniz bir web sitesine benzeyen bir örnek karşımıza çıkıyor.

Bunun neden böyle olduğu üzerinde söylebilecek birkaç söz var:

  • Rakibin sitesini beğenen patron bir benzerini sipariş verir
  • Bir tasarım şirketi iki şirkete de benzer tasarımlar sunmuş ve ikisi de aynısını beğenmiştir
  • Sektörde önde olan şirketin her yaptığı her işte beğenildiğinden kopya edilir
  • Hazır şablonlar kullanılır
Aklımıza daha birçok madde gelebilir. Ancak tüm maddelerin dışında iki web sitesi var ki birbirine benzediklerini düşünüyor olsam bile nedenini hala çözemedim. Bunların biri emrah.com ve diğeri ise sckn.co

Anlayamadım!

:)

03 Nisan 2014

Sınırsız E-Posta Kutusu Olsa Ne Olurdu?


Gmail kullanıyorum. Memnunum. Birkaç defa da 15 GB'lık alanı aştım. Sonra 100 GB'lık alanı kullanmaya başladım.  Sonraki günlerde gereksizleri silerek tekrar 15 GB'lık alana geri döndüm.

Bugün de yine biraz temizlik yaparak kotamı %97 seviyesine çektim. Aslında yine inanılmaz gereksiz e-posta birikmiş.

Büyük bir ihtimalle sınırsız bir e-posta kutusu olsa idi ben bunları düzenlemek için hiç uğraşmazdım.

İyi ki uğraştım ki ne kadar da gereksiz e-posta aldığımı gördüm ve bu konu üzerinde bir şeyler düşünmeye başladım :)

Yazmaktan Kaçınmak

Son günlerde burada birkaç satır yazmak için kendimi bir taraftan zorluyor, diğer taraftan da uzak tutmak için akıl yürütüyordum.

Yazı yazmalıyım diyordum. En azından artık kırk yaşımda olduğuma göre bir şeyleri yazılı hale getirmek gerekiyordu. Hem sene başında her hafta bilmem kaç tane yazı yazacağımı bile söylemiştim. Ayrıca ülke hiç olmadığı kadar karışmış durumda...

Diğer taraftan sakın yazma diyordum. Nasıl ki son günlerde ailemin bazı fertleri ve bazı dostlarım ile gündemi konuşmaktan kaçınıyordum. Aynı şekilde de gündemin sıcaklığını bugünün şartları ile değerlendireceğimden bir ömür boyu sürecek kırgınlıkları yazılı bir metin üzerinden başlamak istemiyordum.

Oysa son günlerde "nasıl olur?", "hadi canım!", "olmaz öyle şeyler!", "yapmazlar!" ve hatta "onu da yapamazlar" dediğim ne varsa yapılmış veya yapıldığına şahit oldum.

En çok da "onu da yapamazlar" dediğim bir olay oldu ki artık pes ettim.

Nasıl oldu da oldu Cemaat, CHP için oy istedi?

22 Ocak 2014

Hayat Koşuyor!

Hayat çok hızlı geçiyor. Her şeyin de hızlı olanı kabul görüyor. Bulunduğumuz yeri korumak için bile en azından normal hızla koşmak zorundayız veya da ben böyle hissediyorum.

Ancak bu koşu bazen yanlış yöne doğru olabilir. Koşarken bunu anlamak zor. Ben nereye gidiyorum? Başlangıçtaki istikamette miyim? Bugün için varmayı planladığım yere yakın mıyım? Hatta her şey doğru ise bulunduğum yere erken mi geldim, geç mi kaldım?

Tüm bu yön ve zaman sorularını cevaplamak için arada bir durmak ve ne durumda olduğumuzu kontrol etmek gerekiyor.

17 Ocak 2014

Ah Neyzen!

Birkaç gündür masamda duran ve uzun süre de masamdan ayrılmayacak gibi olan hediye bir kitabım var: Neyzen Tevfik ve "Azab-ı Mukaddes"i. Mehmet Ergün'ün bu kitabını Tunca Yayınları basmış.

Daha önce de Neyzen Tevfik biyografisi okumuştum. Çeşitli Yönleriyle Neyzen Tevfik Hayatı Kişiliği Şiirleri; Alpay Kabacalı.

1990 yılı idi galiba. Galleria'da bulunan kitapçıdan almıştım. Eve gidene kadar yol boyunca okumuştum. Bir lise öğrencisi olarak beni çok etkilemişti. 

Hala da etkilemeye devam ediyor.

16 Ocak 2014

"Lütfen yardım edin"

Vikipedi'yi bilmeyen var mıdır? En azından bu yazıyı okuyan kişiler arasında çok büyük ihtimalle herkes biliyordur. Ya Vikipedi'de reklam olmadığını farkında mısınız? Ya da Vikipedi nasıl ayakta duruyor diye düşündüğünüz oldu mu?

Dünyada en çok ziyaret edilen 5. site olan Vikipedi bağışlarla ayakta duruyor.

Wikipedia Vakfı Kurucusu olan Jimmy Wales şöyle diyor:
Bu yıl, lütfen bağış miktarlarında 10 TL, 50 TL, 100 TL ya da ne kadar yapabiliyorsanız, Vikipediyi korumak ve devam edebilmesini sağlamak için bağışta bulunmayı düşünün.
Sizin ve benim yaptığımız küçük bağışlarla 175 kişilik bir ekip yönetiminde yedi gün, yirmi dört saat kesintisiz hizmet vermeye devam ediyor.

15 Ocak 2014

Affedin!

Artık kırk yaşında olduğuma göre bazı önemli kararlar almanın vakti geldi diye düşündüm ve her hafta buraya altı yazı yazmaya karar verdim. Elbette böyle bir karar doğal olarak kötü yazıları barındıracaktır. Hatta kısa kısa notları da içine alacaktır.

Siz iyi olun ve beni affedin!

14 Ocak 2014

2014 Ocak Ayında İstanbul'da Sabah Trafiği

Bugünlerde İstanbul trafiğini anlatabilecek en iyimser kelimelerim: kötü, berbat, feci, kabus... Kötümser kelimelerle ise ifade etmemim imkanı yok -kelime dağarcığım yetersiz kalıyor.

Yerel seçimlere sayılı gün kaldığı bir dönemde trafik sorununa çözüm önerisi ile oy kazanmanın söz konusu olmadığı düşünüldüğünde kimsenin işe yarar bir ses çıkardığını duymadım. Ak Parti'nin ise metro ile ilgili vaatleri var ama bu kadar zamandır neden yapılmadığını da sormak lazım.

Ben de herkes gibi kendimce çözüm arayışları içindeyim.  En basit şekilde sabah erkenden yola çıkmak gibi. Erkenlik durumunu da her geçen gün biraz daha karışıyor. Mesela daha önceleri 6.30'da yolda olmam yeterli olurken şimdilerde ise 6.15'te yolda olmadığımda en az 45 dakika ofise geç gitmek zorunda kalıyorum.

Yani sabah trafiğinde 5-10 dakikanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.

12 Ocak 2014

Korkuyorum!

Bazı olmayacak diye düşünülen olaylar nasıl oluyor da gerçekleşiyor?

Aklım almıyor;  korkuyorum!

Altmış beş yaşındaki bir kadın torunu ile ilgili bir meselede eline aldığı bir bıçağı yirmi üç yaşındaki bir gencin kalbine sokarak öldürüyor. Bu nasıl gerçekleşiyor? Acaba kanı başına mı sıçradı? Aklını peynir ekmekle mi yedi?

Çok korkuyorum.

Çünkü son günlerde öyle olayların içine düşüyorum ki aklımın başımda olmasını diliyorum.


11 Ocak 2014

Yeni Türkiye Dergisi Türkçe Özel Sayısı

Başka türlü bir dergi Yeni Türkiye. İlk sayısı 1994 yılının sonunda çıkmıştı. Sahibi ve genel yayın yönetmeni Hasan Celal Güzel. Her sayısını takip etmeye çalıştığım derginin 55. sayısı Türkçe Özel Sayısı olarak yayınlandı.

Rahmetli Nejat Muallimoğlu'nun Türkçe Bilen Aranıyor kitabından sonra tavsiye ettiğim Türkçe ile ilgili bir başka eser daha oldu.

Mutlaka alın!

Belki de merak eder, okursunuz :)