12 Kasım 2013

2013 Kasım'da Türkçe Vikipedi'de Madde Kalitesi

Bugün, 12 Kasım 2013, Salı. Türkçe Vikipedi 220.027 madde ile tüm Vikipedi dilleri arasında 25. sırada bulunuyor.

Sıralamada iyi olmasa da azımsanmayacak kadar önemli sayıda madde olduğunu düşünüyorum. Zaten burada dikkat etmemiz gereken mesele maddelerin Vikipedi standartlarına uygun olarak yazılması...

Vikipedi standartları ise şunlar:

  • Sayfaların Vikipedi yazı diline göre yazılması ve iç bağlantılarının olması maddenin kalitesini arttırır. 
  • Sayfaların dilbilgisi, yazım şekli, anlatım bozukluklarının düzeltilmesi gerekir. 
  • Madde çok kısa olmadıkça bir giriş yazısının olması ve daha sonraki kısımların ==Başlık== şeklinde olması okunurluğu arttırır. 
  • Gerekli iç bağlantıların olması okuyan kişinin ilgili bölümlere kolay erişimini sağlar. 
  • Sayfada ilgili dış bağlantıların olması, yazılan metin ile ilgili referansların olması kalitesi açısından iyi olur. 
  • Kaynakça belirtilmelidir. 
  • Telif hakkı korunan hiçbir eseri buraya eklemeyiniz.
Birçok önemli maddede bu basit listeye uyulmamış olduğundan madde kalitesi düşük kalıyor.

26 Ağustos 2013

E-5'te Hız Sınırı

E-5'teki hız sınırının 70 olmasının anlamı nedir diye düşünüyorum:

  1. En başta kim bu sınıra uyuyor? 
  2. Tabelada 70'i gören alt sınır olarak algılıyor olabilir mi?
  3. 70 km/sa değil de 70 mil/sa olabilir mi? O zaman hız km/sa olarak 112 olacaktır.
  4. Şimdilik kimseye ceza kesmiyorlar ama bütçede sıkıntı olduğunda bir günde gökten dolu niyetine ceza yağmaya başlayabilir.
  5. Avrupadan gelenler hız sınırına uyuyorlar ve hayatları boyunca yiyecekleri küfürü bir günde yiyorlar. En sağ şerit bile 70'in üzerinde seyrediyor.
  6. Emniyet şeridinde olmaması gereken araçlar bile 70'in üzerinde yol alabiliyor.
  7. Bir zamanlar emniyet kemeri takmamayı erkeklik addeden zihniyet ceza yemeyi ne addedecek?

18 Temmuz 2013

Küfür Etmek Üzerine

Kadın milletvekilleri 2013 yılının Temmuz ayında bir karar vermişler. Yeni yasama yılının ilk günü mecliste bir bildiri yayınlayacaklarmış. Bildiri ile çok küfür ettikleri için erkek milletvekillerini kınayacaklarmış.

Sizce ne değişir?

Bence değişen bir şey olmaz! İnsanoğlu -erkek ya da kadın- küfür etmeyi bir güç sanıyor.

Oysa ki...

11 Mayıs 2013

5. TRT Belgesel Günleri'nde İskenderiyeliler

TRT düzenlediği belgesel yarışmasının beşincisini finale kalan filmlerin yanı sıra, dünyanın çeşitli bölgelerinden nitelikli belgesel filmlerin gösterimlerini de kapsayacak şekilde birçok etkinlikle birlikte yapıyor.

Bu çerçevede İstanbul Modern'de Balkan Panaroma başlığı altında Balkan ülkelerinden 11 filmden oluşan bir program sunuldu. Perşembe birkaç filmi izleme şansım oldu. Bunlardan Slovenya veya da İtalya yapımı olan İskenderiyeliler beni çok etkiledi.

Konusu kısaca Birinci Dünya Savaşı sonrasında Sloven kadınların yoksulluk ve faşist politikalar yüzünden Mısır'ın İskenderiye şehrine sütanne, çocuk bakıcısı ve hizmetçi olarak gitmelerinin hüzünlü öyküsünü anlatıyor.

Filmden anlatılacak acı dolu çok hikaye var. Özellikle anneleri İskenderiye'ye gitmiş olan o zamanki çocukların şimdi yetmişli, seksenli yaşlarda hala anne özlemi içinde olmaları beni çok etkiledi.

Tekrar gösterimi nasıl olur veya da televizyonda izleme şansını bulabilir misin bilmiyorum ancak kesinlikle tavsiye ederim.

Ayrıca o zamanki İskenderiye'nin nasıl kozmopolit bir yer olduğu hakkında hiçbir fikrinizin olmadığına şaşıracaksınız.


09 Mayıs 2013

Uzun Bir Aradan Sonra

Kaç defa benzer yazı yazdığımı ben de unuttum.

Yeniden bloglamaya başlamak için niyetlendiğimde "artık blogumu güncel tutacağım ve bundan sonra farklı olacak" gibi teraneler döktürüyorum.

Oysa...

İşte bugün uzun bir aradan sonra yeniden o yazı ile başlıyorum.

Halbuki eski yazıyı alsam ve yeni tarihle tekrar buraya yerleştirsem hiç fena olmazdı. Böylece ilk yazının sıkıntısından da kurtulmuş olurdum.

Her neyse...

Hayatımda yine kitaplar, defterler, kalemler var. Onlarsız yapamıyorum. Ayrıca sevdiğim ve kullanmaktan ciddi keyif aldığım bilgisayarlarım, telefonlarım ve elektronik zımbırtılarım da var. Onlarsız da olmuyor.

Böyle işte...

İlk yazı için olmazsa olmazım elbette kitap. Mutlaka bir kitaptan bahsetmek önemli. Hatta bir kitap serisinden bahsetmek oldukça iyi olacaktır. Mesela Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Anma ve Armağan Kitapları Dizisi'nde dördünce kitap olan ve Murat Yılmaz'ın editörlüğünde hazırlanan "Sabri Fehmi Ülgener - Küreselleşme ve Zihniyet Dünyamız"

Sabri Ülgener'i ilk önce Ahmet Güner Sayar'ın "Bir İktisatçının Entelektüel Portresi Sabri F. Ülgener" biyografisinden tanımış ve sonrasında Derin Yayınları tarafından basılan dört kitabını satın almıştım. Tanıdıkça çok sevdim. Ne de olsa İktisat Fakültesi'nden hocalarımın hocası... Elbette fikirleri ve eserleri  bir okuyuşta altından kalkılabilecek çalışmalar değil. Baştan uyarmakta fayda var ama bir armağan kitap olan ve fiyat olarak da oldukça komik bir rakama satılan "Sabri Fehmi Ülgener - Küreselleşme ve Zihniyet Dünyamız" kütüphanenizde bir yer ayırabilirsiniz.

Bu arada Sabri Ülgener'in Vikipedi'deki maddesi hala bir taslak olarak görünüyor olması hiç hoş değil. Bu konuya da el atmakta fayda var.

Kitap filan dedik ama sinemayı unutmamak gerekiyor. Heyecan ile beklediğim Iron Man 3 güzeldi, eğlendik. Tony Stark bir kahraman ve kahramanların da hayatı kolay değil. Filmin sonu daha iyi olabilirdi. Jarvis'e yaptırtığı imha hiç hoşuma gitmedi.

Sonra Flip minoHD bir kameram var. Bugün onunla güzel çekimler yapma hayalim var.

İşte böyle...

Bakalım yazmaya devam edecek miyim?