17 Nisan 2008

"Süper Hesap Uzmanları"



Süper Hesap Uzmanları
Ian Ayres


Son günlerde istatistik ve olasılık üzerine fazlaca okur oldum. İşte bunlardan biri de Ian Ayres'in Süper Hesap Uzmanları kitabı idi. Az önce bitirdim ve inanılmaz keyifli bir okuma olduğunu söylemeliyim.

Kitabın alt başlığı ise "Sayılarla düşünmek neden zeki olmanın yeni bir yoludur?" diyor ve bunu anlaşılır bir biçimde ortaya koymakla kalmıyor, kullanabileceğiniz birkaç fikir de veriyor.

Matematik, istatistik ve olasılıktan hiç anlamam diyorsanız da sıkıntı duymanıza gerek yok. Giriş ve sekiz bölümden oluşmuş olan kitabı teknik bir eser saymamız mümkün değil.

Sezgi, deneyim ve istatistik, daha iyi seçenekler üretmek için birlikte çalışmalıdır. Tabii ki günlük kararlarımız için, daha pratik olan tecrübe ve sezgileri, uygulamaya devam edeceğiz. Bir muzu soymak ya da yumurtayı kızartmanın en iyi yolu hakkında sayısal çalışmalar göreceğimiz sanmıyorum. Yine de benzer durumdaki binlerce insanın deneyimlerinin sayılara indirgenmesi, bize gözardı edemeyeceğimiz yararlar sağlıyacaktır.
Kitaptan çok özel izler:
  • "Doktara bunu sorduğumda, dağılımlardan birinin Gauss dağılı olmadığını söyledi. Bu cevap, konumuzla son derece ilgisizdi."
  • Şirketlerin benim hakkında bildikleri...
  • Doğrudan Öğretim ve Engelmann
  • Rasgele Yönetme
Ian Ayres Yale'de bir hukuk hocası imiş ama MIT'de ekonometri öğrenmiş ve stickk.com gibi "ya kilonu, ya paranı" diyen bir web sitesinin kurucularından da biri...

15 Nisan 2008

Açık Ders Malzemeleri (OpenCourseWare)

2001 yılında imiş. Sanki dün gibi, Massachusetts Institute of Technology ders malzemelerini internet üzerinden bütün topluma açtığı haberlerini okuyordum. Sonra İngiltere Açık Üniversitesi -yani bizim Açık Öğretim gibi- de bu kervana katılmış. Dünya birden -Çin, Japonya, Fransa, Hollanda, Hindistan, Vietnam ve Tayland- ders malzemelerini açık etmiş.

Bizde de niyetler belirlenmiş ve 2007 yılında Türkiye Bilimler Akademisi tarafından Açık Ders Malzemeleri Konsorsiyumu oluşturulmaya başlanmış. TÜBİTAK-ULAKBİM de altyapı ve hizmet desteği vermesi karara bağlanmış.

İşin bir başka ilginç yanı da Creative Commons lisansı altında yayınlanmakta olmasıdır. Ben dünyanın böyle bir şey yapıyor olmasını anlarım ama bizim üniversitelerimiz buna pek yanaşmaz diye düşünürdüm. Yanılmışım! Bizde de Creative Commons lisansı ile ders malzemeleri sunulacak imiş. Bu konuda Emre Bayamlıoğlu tarafından hazırlanan nota bir göz atın.

Şimdilik Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Yeni Nesil Eğitim Portalı ile başlamış ama yarın yani 16 Nisan 2008 itibari ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi, ODTÜ Açık Ders Malzemeleri Projesi ile resmen çalışmaya başlayacak.

Harika! Dünya değişiyor. Sadece bu olay bile geleceği farklı kılacaktır. Çok büyük bir niyet...

14 Nisan 2008

Pippa Bacca

Ah Pippa! Kötü şeyler başına gelmeden önce senden haberdar değildim. Şimdi çok üzgünüm. Ne kadar büyük bir düşün varmış.

Pippa Bacca, unutulmamanı diliyorum.

10 Nisan 2008

Bilginin Değeri

Bilginin değerini belirleyen şeyin sadece zaman olduğunu farkına vardığımda yeni bir üniversite öğrencisi idim. O günlerde yeni ciddi okumalar yapıyordum. Birgün bir arkadaşın sorduğu sıradışı soruya, akşam okuduğum kitaptan cevap verince çok hoşuma gitmişti. Yolda yürümeye devam ediyor olsak da benim aklımda birçok sorular geliyordu:
  • Akşam öğrendiğim bir bilgiyi bugün anlattım ama ya akşam o kitabı okumamış olsa idim?
  • Ertesi gün ihtiyacım olan tüm bilgiye bir gece önce öğrenmek harika olurdu.
  • Sadece tüm yaşamım boyunca ihtiyacım olan bilgi nedir?

Yıllar sonra da bir sınavdan on-on beş dakika öncesinde, bir başka arkadaşın "Bak bu soru kesin çıkar" diyerek beş dakika içinde anlattığı ve sınavda da aynı soruyu cevaplayarak geçer not aldığımı asla unutamam.

İnsan bilmek istiyor; hatta herşeyi bilmek istiyor. Ancak bunun mümkün olmadığının da farkında; en azından ben çok ciddi olarak farkındayım. Ne okunacak kitaplar bitiyor, ne de yeni alınacak kitaplar. Her saniye yeni bir bilgi Google tarafından indekslenirken belki de tek çözüm ihtiyaç anında beynimde olan bir çip ile doğrudan Google sunucularında arama yapabilmek :) O zaman da ulaşılan verinin özümsenmesi meselesi ortaya çıkacak :(

Derdim sadece zamanı geldiğinde doğru şeyi bilmek. Bunu da beceremediğimden biraz sıradan olsa bile hergün okumak için belli bir vakit ayırmaya devam ediyorum; Hergün kitap olarak en az yüz sayfa...

09 Nisan 2008

Yeni Oyunun Kuralları

Alphan Manas önce 23 Mart 2008 tarihli BusinessWeek Türkiye'de, daha sonra da CNBC-E Business Nisan 2008 sayısında babası Oğuz Manas için yazdıklarından oldukça çok etkilendim.

1991 yılının 14 Şubat’ında Yeni Asır Gazetesi’ne röportaj veren babam, dönemin teknolojisine ilişkin rakamların altını çizerek, günümüzde yaşanacak gelişmelere de ışık tutmuştu. Babamın, “2000’li Yıllarda Oturduğumuz Yerden Alışveriş Yapacağız!” başlığını taşıyan röportajını yaptığında;

• PC’ler henüz evlere girmemişti.
• PC işlemcisi hızı 50 MHz’di. Yani şu andaki bilgisayar hızlarından yaklaşık 80 kat daha yavaştı.
• En hızlı modem’in hızı 2400 bps’di. Yani şu an TTNet’in verdiği 1 Mbit standart hız’dan 400 kat daha yavaştı.
• CERN araştırmacısı Tim-Berners Lee, dünyayı değiştiren World Wide Web’i (www) piyasaya sürmek için hazırlık yapıyordu.

Babam yukarıda bahsi geçen röportajında; 2000’lere doğru yaşanacak gelişmeleri çoktan öngörmekteydi. Ona göre;

• Şirketler ürünlerini tanıtmak için web sayfası açacaktı,
• 2000’li yıllarda evlerimizde oturduğumuz yerden uçak vs rezervasyonu yapacaktık,
• Internet üzerinden ürünlerle ilgili fiyat karşılaştırması ve alışveriş yapılabilecektik,
• Bilgisayar virüsleri tehlikeli olacak ve bilgisayarları tehdit edecekti,
• Büyük bilgi bankalarına erişim çoklu olarak gerçekleştirilecekti.


Alphan Manas babasının öngörüsü ile hareket etmemekten hayıflanıyor. 1994 yılında kurulmuş olan Amazon veya Yahoo gibi şirketleri yaratabilmiş olabileceğinden ancak interneti bir gelir kapısı olarak düşünmeye başladığında takvimlerin ikibinleri gösterdiğini CNBC- E Business'da yazmış.

Bugün internetten para kazanma konusunda da oldukça iyi bir analiz yapıyor: "Artık internette başarılı olmanın yolu “Bedava Ekonomi” kurallarını bilmekten geçiyor. Yani oyunun kurallara değişti. Bu kurala göre oynamak istemiyorsan başarılı olamazsın."

Yeni oyunun kurallarını bilen bir şirketin, -bu coğrafyaya rağmen- büyük işler yapacağına inanıyorum.

04 Nisan 2008

Evde Televizyon ve "Yorum Farkı"

Evde artık bir televizyon var -hatta iki ama diğeri hala kurulmadı- ve ben yavaş yavaş da olsa televizyon izlemeye başladım. Televizyon alma kararı benim değildi hatta en başta bir miktar direndiğimi bile söyleyebilirim. Ancak nasıl oldu ise filmleri büyük bir ekranda izleme fikri beni benden etti :)

En başta direndiğimi söyledim ya, bu kısmen devam ediyor aslında: Bir uydu alıcısı almamak için saçma sapan nedenler öne sürebiliyorum. Şeytanın bazen bir D-Smart alma konusunda akıl çelen fikirleri beynime sokması dışında hala tutarlıyım-tutarsızım.

Çelişkili bir adamım vesselam.

Televizyon izlememek için eve televizyon sokmamam gerekiyordu. Yoksa uslu duramıyorum, izliyorum; sonradan pişman olacağımı biliyorum ama izliyorum.

Büyük bir problem var: Televizyon evde ve tam benlik bir program olan Yorum Farkı'nı izleyemiyorum. Anteni çatıya koymak yerine alt katta balkon içinde tutmak gibi bir marifet ile birçok kanalı izlemek mümkün olmuyor. Çözüm basit diye düşünülmesin. Bilinçaltım hala televizyon izlememelisin diyor belki :)

Yorum Farkı'nı eski usul(!) ile internetten izlemeye devam etmek dışında başka bir seçeneğim şimdilik yok.

Yorum Farkı'na Cengiz Çandar'ın gelmesi ile yeni bir dönem başlamış oldu. Kongar-Barlas yerine Kongar-Çandar izlemek de güzelmiş. Ancak Emre Kongar'ın arada bir "bu programın selameti" şeklinde bir vurgu ile Cengiz Çandar'ı sindirmeye çalışmasına binaen "bu program uzun sürmez" diye düşünmeden de edemiyorum. Galiba Mehmet Barlas'tan sonra Emre Kongar "bir deneyelim, olursa devam ederiz" diye düşünmüş. Çok ilginç! Haddi aşmadan yazmalıyım ama statükoculuk böyle oluyor demek ki...

01 Nisan 2008

Coksatan.com

Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın her yazdığı çok satıyor. Son kitabı Tarihin İzinde'yi çok satanlar listesinde görünce, bu blog için harika bir ilk kitap olacağını düşündüm. Birçok kitabını okumuş olmama rağmen, tüm eserlerini kütüphaneme yerleştirememenin utancı ile okumaya başladım.

Yeni bir projeye, harika bir domain ve yukarıdaki ilk paragrafla başladım. Bakalım çok satan kitaplar benim ilgimi ne kadar süre ile çekecek.

İyi alan adları konusunda 1999'dan beri ilgiliyim. Güzel olduğuna inandığım ve iş çıkacak olan isimler için bir miktar para yatırmış ama sonra teker teker elimden gitmelerine seyirci kalmıştım. Son yıllarda ise bana kayıtlı olanları daha düzenli bir şekilde takip ediyor ve yeni bir şeyler almak için aklıma gelen isimlere bakıyordum. Coksatan.com ve coksatar.com'a da bu sekilde sahip oldum.

Coksatan.com için mesele yine içerik hazırlamakta idi. Önce her çok satan eşya -dvd, dergi, teknoloji ürünleri- için düşündüm ancak sonradan sadece kitaplar ile sınırlamaya karar verdim.

Bloğun içeriği ise -her çok satan kitap ilgimi çekmese bile- elimden geldiği kadarı ile ismine sadık kalacak şekilde olacak.