19 Ocak 2008 Cumartesi

Aşure Günü

Bugün aşure günü ve iyi şeyler yapmak için bir fırsat... Elbette aşure yemeği de bu iyi şeyler içinde anmam gerekiyor :)

Ay takvimine göre, semavi dinlerde bugün büyük olayların olduğu kayıtlı imiş. Hazreti Adem'in tövbesinin kabulü, Nuh Peygamber'in gemisinin tufandan çıkması, Hazreti Yunus'un balığın karnından kurtuluşu gibi çeşitli olaylar bugüne denk gelmiş; takdir böyle olmuş. Hazreti İbrahim, Musa Peygamber ve İsa Peygamber için de büyük olaylar ay takviminde aynı günde olduğuna inanılıyor.

Öyle mi oldu, bilmiyorum ancak tarihin daha yakın bir zamanında ise Hazreti Peygamberin torunu olan Hazreti Hüseyin'in şehit edilmesi kayıtlı bir tarihi vak'a...

Muharrem'in on'u bugün, yani aşure günü... Ben Yunus Peygamber gibi af diliyorum: "Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum."

Ve son olarak Asaf Halet Çelebi'nin İbrahim şiirinde olduğu gibi diyorum:

"İbrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim"

04 Ocak 2008 Cuma

"Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?"

Üçüncü soruya cevap:

  • Televizyon izlemiyorum hatta -şimdilik- evimde televizyon bile yok. Bu icadın vakti çalan, hayatı işgal eden en büyük meret olduğunu düşünüyorum. Hali ile su gibi akan zamana karşı yapabileceğim basit bir karar. Bu uzun zaman önce bir tercih idi; şimdi ise bir yaşam.
  • Okuyacak daha çok şey var. Soluklanıp kafa yorulması gereken ufak ufak meseleler ve hatta insanoğlunun bir ömrünü sığmayacak kadar derin sorular.
  • Yazmak için bazı şeylerden feragat edilir ve edilmelidir. Bu insan olmak demek. Kalem-yazı bizi tüm varlıklardan ayıran bir mucizedir.
Not: Televizyon meselesinde ise galiba bir süre sonra satın almak zorunda kalacağım. Eğer o zaman evde, akşamları elimde bir kumanda ile zap zap zaplarsam yazıklar olsun bana :(

29 Aralık 2007 Cumartesi

"Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?"

İkinci soru ile devam ediyorum:

Bloğum için, belli bir konu çerçevesinde düzenli bir şekilde yazı yazmak için farklı çabalara girdiğim oldu ancak bunu bir türlü başaramadım.

Böyle bir niyetin sebebi ise ilgimi çeken belli bir konuda bir birikim yapmak, yeni öğrendiklerimi paylaşmak ve benzer bloglarda neler olduğunu duyurmak idi. Bunun için farklı alan adlarında yazı yazmayı bile düşündüm ama bir türlü istikrar tutturamadım.

Evet, zaman zaman gayrimenkul sektörü ilgimi çekiyor, hatta perakendecilik veya yeni teknolojiler ve hatta global krizler, gelecek senaryoları, eskimeyen romanlar, yeni kitaplar, güzel filmler... Bunların hepsi ilgi alanımın içinde yer alıyor ve bambaşka konularda da yeni şeyler okuyacak ve öğreneceğim.

Bunları paylaşmadan olur mu?

Bir başka mesele daha var aslında. İnsan anlatmak istiyor; yaptığı bir hatayı, hatıraları hiç silinmesin istediği bir günü veya da ölüm anında söylemek istediklerini...

Bunlardan dolayı "içimden geldiği gibi" yazıyorum. Hem ayrıca hiç unutulmaması gereken şiir meselesi de var. Mesela Ahmet Haşim'den:

"Şairdir şiiri anlatan
Şairdir seni tanıyan
Şairdir duyguları yaşayan
Şairdir size bakan"

26 Aralık 2007 Çarşamba

Kısaca

Aklıma eseni yazmak istiyorum. Bu sabah uyandığımda gece gördüğüm rüya ile baslayacak; gece yastığa başımı koyduğum an kurduğum hayal ile son bulacak. Burada değil, paylaşmak için hiç değil; çünkü değmez.

24 Aralık 2007 Pazartesi

"Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?"

Blog yazmaya başlamadan önce, 2003 yılının Ağustos'unda alisaglam.com alan adını tekrar satın almış ve İnternet'te yazı yazmaya niyetlenmiştim. Aklıma esen şeyleri yazacağım ve dostlarımın katkısı ile geliştireceğim bir alan olmasını istiyordum. Başlamak işin zor kısmı idi ve bir türlü "vira bismillah" diyemiyordum.

2005 yılında, doğum günümde Blogger.com'un yapısı ile bir site oluşturmanın çok kolay olduğunu gördüm ve blog nedir bilmeden blog yazmaya başladım. İlk zamanlarda ne yazmam gerektiğini, her aklıma esenin yazmanın nasıl olacağını bilmeden denemeler yapıyor ve resimler gönderiyordum. Bu süreç dostlar arasında şaka konusu bile oluyordu :) Bazen dostların videolarını bloğa taşıyor ve zevzeklik ediyordum.

Bu süreç devam ederken Türk blog yazarlarını da okumaya başladım. Blog kavramı kafamda iyice netleşmiş ve kendime blogger(şimdi blog yazarı) diyordum :)

Aynı günlerde renklidefter.com projem ile arkadaşlarımı bile yazı yazmaya zorladım.

Her geçen gün ile blog kavramını daha çok önemsiyorum. Bugün blog yazan insanların, geleceğin önemli yazarları olacağına inanıyorum. Bu yapının yeni medya olduğunu ve bir süre sonra da toplumsal kabul görmesini bekliyorum.

Mesele sadece zamanının gelmesinde...

Bloğun Hayatımızdaki Yeri

Bir süre önce Karalama Defteri'nden Zafer tarafından 'mim'lenmiş olduğumu gördüm. Bu mim dalgasını düzenli takip ettiğim bloglardan biri olan Flynx'de okumuş ve başlatanın da MaFiAMaX olduğunu öğrenmiştim. Son günlerde hayatımın hızından kimlerin neler yazdığını takip etmekte zorlanırken, bir şeyler yazmak için bu gece vaktini bekledim.

Sorularım:

  1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
  2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
  3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
  4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
  5. Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Gerçekten harika sorular :) Bunların her biri için ayrı ayrı yazılar yazarak cevap vermek niyetine girdim. Bunun biraz zaman alacağını da baştan söylemeliyim. Ayrıca blog yazmak konusunda yeni bir başlangıç yapma hazırlığı içinde olduğumdan, uzun uzun cevap vermenin daha iyi olacağına inanıyorum.

Daha önce "Blog! Ali Sağlam" başlığı altında yazdığım tüm yazıları bir araya getirme niyetini burada belirtmiş ancak tam anlamı ile bunu yerine getirememiştim. Sonradan teker teker ilave etmeyi düşünmüş ve birkaç deneme yaptıktan sonra bunun teknik bir problem oluşturduğunu anlamıştım. Problemin sebebi ise eski yazıları ilave edince, RSS beslemesinin bunu yeni olarak göstermesi idi. Elbette böyle olması gerekiyor ancak benim durumum için doğru olmadığını düşünüyorum. Eski arşivimi istiyorum ama o yazıların yeni olarak görülmemesini de tercih ediyordum.

Ve...

Eski yazıları buradan yine kaldırdım. Biliyorum bunu çok yaptım :( Ancak her seferinde içsel bir nedenim vardı. Bu bazen yeni bir başlangıç yapma isteği olurken, bazen de eskiliklerden hoşlanmamaya başlamam idi. Garip ama ben böyle bir adamım. Hepimiz öleceğiz ve zaman su gibi akıp geçiyor.Galiba içimde bir yanardağ taşıyorum ve bunun kimseye zarar vermeden püskürmesi için kendimi dizginlemeye çabalıyorum. Yazı yazmayı seviyorum ve bir önceki cümlenin beni ne kadar anlattığını bilmiyorum.

Mim dalgasının sorularını cevaplamadan önce Zafer Karkac'a teşekkür eder ve cevap verme fırsatı bulursa mutluluk duyacağım Otobuste bloğunun kaptanı Ned Dorsey'i mimlerim :))

Not: "Blogun Hayatımızdaki Yeri" yerine "Bloğun Hayatımızdaki Yeri"ni tercih ediyorum. Artık blog kelimesinin Türkçe olduğunu düşünüyorum.